Size anlatacağım diğer dostlarımdan biriydi o. Eee nerede kalmıştık, heh hatırladım. Burası kendim için de bir gözlem yerim oldu. Bir arınmadan geçtiğim dönem de oldu. Ve bu arınmadan sonra gözlemlerim bu denli detaylı hale geldi.
Neydi bu arınma dönemi?
- Uzun hikaye. Fakat, şu kısmını anlatabilirim. İnsanları uzaktan izleyerek gözlemleyebilirsin fikirler edinebilirsin ama onlarla konuşmadan onların arasında olmadan aklındaki fikirlerin tümü yüzeysel kalır ve yanlış olma olasılığı da yüksektir.
' insanları izleyerek onlar hakkında öyküler uydurabilirsin ama güzel öyküler yazmak istiyorsan hayatın içine karışmalısın, hayatı yaşamalısın'
Buraya gelen çoğu insanla bir sohbetim vardır o yüzden. Az yada çok ama vardır. Belli bir kesim de gelmez buraya. Her görüşten her yaşam tarzından kişi gelir. Bazıları ise kitap almaktan çok tartışmak için gelir. Bu tartışmayı yanlış anlamayın ama bir kavga bir olumsuzluk hali değil. Yeni bilgiler ve bakış açıları edilinen tartışmalardan. Ki kitap alanlardan da katılan olur bazen. Yani yeni kişilerin de tanıştığı bir ortam haline geliyor.
Şu heyecanla kitap arayan kızı görüyor musun? Kendi için aramıyor o kitabı. Kendi için aradığı zaman en alt raflardan başlar. Ve dükkanın yarısını dolaşır. Alt katın tabi. Şu an ise heyecanlı, ne aradığını pek bilmiyor gibi. Çünkü alacağı kitabı hediye edecek. Aklında pek çok soru var ve bu soruları cevaplarken kitabı da aramaya devam ediyor.
Şimdi rafların tam ortasına gidecek, üstten aşağıya bakacak ve en altın üç üstündeki raflara bakacak. Dikkatini çeken kitabın iki sıra sağındaki kitabı alıp gelecek.
- Hediye mi yine?
+ Evet, doğum günü için, güzel bir hediye değil mi?
- Ah! Tabi, güzel bir kitabı seçmişsin yine.
+ Ehehe, teşekkür ederim.
Bu kadar detayı nereden biliyorsun?
- Hediye bir kitap alacağı zaman hep aynı şeyleri yapar. İsteyerek olduğunu da sanmıyorum. Yani, bir takıntı durumu filan yok ama bir alışkanlık olsa gerek içgüdüsel.
Ah! Sormayı unuttum, ne içerdin?
sahaf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sahaf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Mayıs 2019 Salı
9 Mayıs 2019 Perşembe
Eski Sahaf Dükkanı -2
İnsanları gözlemlemek içinde güzel bir yer burası. Kitapların düzeniyle ilgilenirken çokça şey duydum çokça şey gördüm. Psikoloji okuyan birinin yada sosyoloji okuyan birinin işine fazlasıyla yarayabilecek insana sahip bir gözlem alanı burası.
Bunları uzun uzun anlatacağım sizem öncesinde gelin biraz başka şeyler anlatayım. Bu dükkanı neden seviyorum mesela. Kitapları ve sahafları severim. Eski tozlu kitapları da öyle. Fakat çoğu sahaf burası gibi büyük yada düzenli değil. Benim için hep eksik kalmıştır bu. Ve burası insanlara aradıklarını dha kolay bulma daha kolay keşfe çıkmayı sunuyor. Günümüzde sahaflar nerdeyse sadece ders kitapları soru kitaplarının satıldığı dükkanlara dönerken burada onlar yok. Yada yalan söylemiyim çok az olsa da var. Onlar da sağlam kaynaklar olduğu için.
Böyle konuşunca sanki tıklım tıklım bir dükkanmış gibi anlaşılıyor fakat öyle değil. Zaman zaman kalabalık olurken zaman zaman sadece kitapların dinlenme tesisi oluyor burası.
Özgürün nerden buraya geldiğini anlatayım mesela. Fazla uzun değil onun öyküsü. Daha önce bahsettiğim gibi eski sağlam bir dostumdu. Burayı adam ettikten sonra arada geliyordu laflamaya. Öyle fazla durmazdı tabi. Çalıştığı iş yerindekilerle tartışınca çıkmış oradan. İstese yine benzer iş bulurdu. İşinde iyidi fakat biraz uzak durmak istiyordu o ortamlardan. Eh bu dükkanda da adama ihtiyaç olunca geliyim dedi o günden beridir burda. Keyfi yerinde buraya geldiğinden beri. Arada gelmediği olur ama o kadar da takıldığım konu olmaz. Zaten gelenlerin çoğunu tanıyor oluruz. Neyse.
Dükkanın bir de üst katı var. Orası buraya göre biraz küçük kalıyor. Ve yeni çıkanları popüler olanları oraya koyuyorum. Bunun nedeni basit insanlar kitapları keşfetmeyi arzulamalı . Sadece göz önünde diye bir kitabı almamalı. Üst kattan bahsetmemin sebebini ayrıca daha sonra anlatacağım.
Ah! Müsadenizle, bakmam gereken biri var.
Bunları uzun uzun anlatacağım sizem öncesinde gelin biraz başka şeyler anlatayım. Bu dükkanı neden seviyorum mesela. Kitapları ve sahafları severim. Eski tozlu kitapları da öyle. Fakat çoğu sahaf burası gibi büyük yada düzenli değil. Benim için hep eksik kalmıştır bu. Ve burası insanlara aradıklarını dha kolay bulma daha kolay keşfe çıkmayı sunuyor. Günümüzde sahaflar nerdeyse sadece ders kitapları soru kitaplarının satıldığı dükkanlara dönerken burada onlar yok. Yada yalan söylemiyim çok az olsa da var. Onlar da sağlam kaynaklar olduğu için.
Böyle konuşunca sanki tıklım tıklım bir dükkanmış gibi anlaşılıyor fakat öyle değil. Zaman zaman kalabalık olurken zaman zaman sadece kitapların dinlenme tesisi oluyor burası.
Özgürün nerden buraya geldiğini anlatayım mesela. Fazla uzun değil onun öyküsü. Daha önce bahsettiğim gibi eski sağlam bir dostumdu. Burayı adam ettikten sonra arada geliyordu laflamaya. Öyle fazla durmazdı tabi. Çalıştığı iş yerindekilerle tartışınca çıkmış oradan. İstese yine benzer iş bulurdu. İşinde iyidi fakat biraz uzak durmak istiyordu o ortamlardan. Eh bu dükkanda da adama ihtiyaç olunca geliyim dedi o günden beridir burda. Keyfi yerinde buraya geldiğinden beri. Arada gelmediği olur ama o kadar da takıldığım konu olmaz. Zaten gelenlerin çoğunu tanıyor oluruz. Neyse.
Dükkanın bir de üst katı var. Orası buraya göre biraz küçük kalıyor. Ve yeni çıkanları popüler olanları oraya koyuyorum. Bunun nedeni basit insanlar kitapları keşfetmeyi arzulamalı . Sadece göz önünde diye bir kitabı almamalı. Üst kattan bahsetmemin sebebini ayrıca daha sonra anlatacağım.
Ah! Müsadenizle, bakmam gereken biri var.
8 Mayıs 2019 Çarşamba
Eski Sahaf Dükkanı
Ahşap zeminin çatırtıları duyuluyordu. Buraya ne kadar iyi bakarsam bakayım bu eskimiş zemin bir süre sonra bu sesleri tekrar tekrar çıkarmaya başlıyor.
Ah! Burayı böyle düzenli hale getirmek kolay olmamıştı. İlk zamanlarını hatırlıyorum da kitaplar dağınık bir halde neyi nerde arayacağını bilmediğin bie karmaşa halindeydi. Çok uğraştım didindim bu haline getirdim. Ama değdi. Bunu bu dükkana gelen insanların gözlerindeki kamaşmadan anlayabiliyorum.
Pardon. Kendimden ve dükkandan bahsetmemiştim. Burası eski bir sahaf sahibi olan ihtiyar daha fazla uğraşamayacak hale gelmişti. Ben de yeni dünyaları keşfettiğim bu yerin başka birine gitmesine izin veremezdim. Ondan devraldım. Sonrası ise bilindik hikaye.
Kasada duran ve işlere yardımcı olan Özgür var bir de. Sağlam bir dost sağlam bir karakterdir. Benim ilgilenemediğim çoğu zaman o çevirir burayı.
Çok kitap olmasına rağmen hala nadir kitapları bulup getirmeye çalışırım. Çoğunu da satmam onun yerine okuma köşelerinde insanlara keyifle okuyabileceği yerler hazırladım.
Bir de insanların getirdiği kitaplar oluyor. Onları ise ikiye ayırıyorum. İçinde yazı not vs yoksa diğer kitapların yanına koyuyorum. Fakat geçmişi olan bir kitap ise onu özel rafa koyuyorum. Kocaman bir yer aslında onlarca yüzlerce kitabın olduğu bir kısım burası.
Bazı insanlar benim gibi böyle geçmişi olan kitapları seviyor. Ve kitaplara bakarken tebessümle okuduklarını yakalarım genelde.
Özel bir his özel bir zevk bu.
Ah! Burayı böyle düzenli hale getirmek kolay olmamıştı. İlk zamanlarını hatırlıyorum da kitaplar dağınık bir halde neyi nerde arayacağını bilmediğin bie karmaşa halindeydi. Çok uğraştım didindim bu haline getirdim. Ama değdi. Bunu bu dükkana gelen insanların gözlerindeki kamaşmadan anlayabiliyorum.
Pardon. Kendimden ve dükkandan bahsetmemiştim. Burası eski bir sahaf sahibi olan ihtiyar daha fazla uğraşamayacak hale gelmişti. Ben de yeni dünyaları keşfettiğim bu yerin başka birine gitmesine izin veremezdim. Ondan devraldım. Sonrası ise bilindik hikaye.
Kasada duran ve işlere yardımcı olan Özgür var bir de. Sağlam bir dost sağlam bir karakterdir. Benim ilgilenemediğim çoğu zaman o çevirir burayı.
Çok kitap olmasına rağmen hala nadir kitapları bulup getirmeye çalışırım. Çoğunu da satmam onun yerine okuma köşelerinde insanlara keyifle okuyabileceği yerler hazırladım.
Bir de insanların getirdiği kitaplar oluyor. Onları ise ikiye ayırıyorum. İçinde yazı not vs yoksa diğer kitapların yanına koyuyorum. Fakat geçmişi olan bir kitap ise onu özel rafa koyuyorum. Kocaman bir yer aslında onlarca yüzlerce kitabın olduğu bir kısım burası.
Bazı insanlar benim gibi böyle geçmişi olan kitapları seviyor. Ve kitaplara bakarken tebessümle okuduklarını yakalarım genelde.
Özel bir his özel bir zevk bu.
2 Mart 2019 Cumartesi
Fotoğrafın Hikayesi -1
bu fotoğrafta ne görüyorsunuz ? bu öykünün konusu tam da bu soru. neyse, öyküye geçelim.
" çizim yapmayı resim yapmayı seviyordu. bir hobi olarak yapmıyordu. bazen çizdiklerinde kendini kaybedip hayal kurarken bulabiliyordu. sanki bir trans haline giriyor ve ancak kalem yada boya kağıttan kalktığında çıkıyordu trans halinden.
yazmayı da severdi. karalamalardan öteye geçmiyor diye düşünürdü hep kendi kendine. kimseye de okutmamıştı oysa. saklamak daha güzel geliyordu sanki ona. ve okumak bu onun için bir tutkuydu. gerek yazdıklarında gerek çizdiklerinde hepsinde okuduğu kitaplardan izler bırakırdı.
elindeki kitapları yine bitirmiş ve biriktirdiği parasıyla yeni kitapların peşine düşmek için hazırdı. kitaplarını çoğu zaman tanıdığı bir sahaftan alıyordu. sahafın sahibi, uzun zamandır burayı işleten kitaplar konusunda bilgili bir yaşlı amcaydı. ve öyküyü de tanıyordu. sürekli gelen insanlardan biri olmuştu ve öykü bu yaşlı amcadan kitapları dinlemeyi tavsiyeler almayı onları okumayı seviyordu.
öykü evden çıkmış sahafa gelmişti. yaşlı amca öyküyü görünce demek kitaplar yine bitti diyor ve gülüyordu. öykü alışmıştı kendisine böyle takılmasına. yaşlı amca dükkan senin diyip kendine kahvaltılık simit ve çay almak için dükkandan çıkmıştı. öykünün uzun uzun kitaplara bakıp seçtiğini biliyordu ve daha önce de ona bırakıp çıktığı çok olmuştu.
öykü yine sahafın içinde kitapların arasında kendini kaybetmişti. yüzünde tuhaf mutlu edenbir tebessümle bakıyordu kitaplara. ama bu sefer bir kitap dikkatini çoktan çekmişti. çok sevdiği bir yazarın daha önce okumadığı bir kitabını bulmuştu. heyecanla sayfaları aralamaya başladı. notlar vardı. bazı insanlar için bu rahatsız edici olabilir belki ama öykü bunları seviyordu. kitabı okurken neden buranın altını çizmişti neden bu notları almıştı gibi sorularla onların üzerinde düşünmek keyif veriyordu bazen sinir olduğu da bir gerçek tabi.
fakat kitabın orta sayfalarına geldiğinde bir fotoğraf buldu. ilk başta ne olduğunu anlamadı. şaşırmıştı. daha önce onlarca kitap almış böyle bir şeyle bir fotoğrafla karşılaşmamıştı. fotoğrafı eline alıp baktığında ise gözleri büyüdü yüzü kızardı.
yaşlı amca kahvaltılıkları alıp dükkana gelmişti. öyküye, sana da simit aldım derken öykü bir anda elindeki fotoğrafı kitabın arasına koyup kapadı. onu böyle görünce ne oldu diye sordu yaşlı amca. öykü ise onu geçiştirdi.
kahvaltıya eşlik edip kitaplar hakkında yine tavsiyeler aldı. aldığı kitapların parasını ödeyip çıkarken, bu kitabı kim getirdi sana diye sordu yaşlı amcaya. tanıdıklardan değildi ilk defa getiren biri diye cevapladı. sen neden sordun sorusuna ise çok sevdiğim bir yazarın kitabı daha önce okumamıştım o yüzden merak ettim şeklinde cevap verdi. gelirse yine haber ederim sana dedi yaşlı amca ve öykü yaşlı amcayla vedalaşıp eve döndü.
bu fotoğrafın ne işi var bu kitabın içinde neden böyle bir fotoğraf çekilinmiş diye söyleniyordu. mantıklı cevaplar arıyordu. ama bir mantık kuramıyordu. kendine de şaşırdı. neden bu kadar merak ediyorum edepsizin biri koymuş işte ne düşünüyorsun üzerine diye kendine kızıp geçiştirmeye çalışıyordu. içten içe ise merak vücuduna yayılıyordu.
fotoğrafı kaldırıp çizimlerinin ve karalamalarının olduğu yere koymuştu. birkaç gün aklından bu konuyu çıkarmış her zamanki yaşamına devam ediyor ve aldığı kitabı okuyordu. bazen merak aklının ucuna inse de hemen uzaklaştırmayı başarıyordu.
fakat kitaba alınmış notlar bu kitabın sahibini iyice merak ettirmişti ona. aklındaki sorular iyice içine yerleşmeye başlamıştı çünkü.
ve kararını vermişti. kitabın sahibini bulacaktı... "
" çizim yapmayı resim yapmayı seviyordu. bir hobi olarak yapmıyordu. bazen çizdiklerinde kendini kaybedip hayal kurarken bulabiliyordu. sanki bir trans haline giriyor ve ancak kalem yada boya kağıttan kalktığında çıkıyordu trans halinden.
yazmayı da severdi. karalamalardan öteye geçmiyor diye düşünürdü hep kendi kendine. kimseye de okutmamıştı oysa. saklamak daha güzel geliyordu sanki ona. ve okumak bu onun için bir tutkuydu. gerek yazdıklarında gerek çizdiklerinde hepsinde okuduğu kitaplardan izler bırakırdı.
elindeki kitapları yine bitirmiş ve biriktirdiği parasıyla yeni kitapların peşine düşmek için hazırdı. kitaplarını çoğu zaman tanıdığı bir sahaftan alıyordu. sahafın sahibi, uzun zamandır burayı işleten kitaplar konusunda bilgili bir yaşlı amcaydı. ve öyküyü de tanıyordu. sürekli gelen insanlardan biri olmuştu ve öykü bu yaşlı amcadan kitapları dinlemeyi tavsiyeler almayı onları okumayı seviyordu.
öykü evden çıkmış sahafa gelmişti. yaşlı amca öyküyü görünce demek kitaplar yine bitti diyor ve gülüyordu. öykü alışmıştı kendisine böyle takılmasına. yaşlı amca dükkan senin diyip kendine kahvaltılık simit ve çay almak için dükkandan çıkmıştı. öykünün uzun uzun kitaplara bakıp seçtiğini biliyordu ve daha önce de ona bırakıp çıktığı çok olmuştu.
öykü yine sahafın içinde kitapların arasında kendini kaybetmişti. yüzünde tuhaf mutlu edenbir tebessümle bakıyordu kitaplara. ama bu sefer bir kitap dikkatini çoktan çekmişti. çok sevdiği bir yazarın daha önce okumadığı bir kitabını bulmuştu. heyecanla sayfaları aralamaya başladı. notlar vardı. bazı insanlar için bu rahatsız edici olabilir belki ama öykü bunları seviyordu. kitabı okurken neden buranın altını çizmişti neden bu notları almıştı gibi sorularla onların üzerinde düşünmek keyif veriyordu bazen sinir olduğu da bir gerçek tabi.
fakat kitabın orta sayfalarına geldiğinde bir fotoğraf buldu. ilk başta ne olduğunu anlamadı. şaşırmıştı. daha önce onlarca kitap almış böyle bir şeyle bir fotoğrafla karşılaşmamıştı. fotoğrafı eline alıp baktığında ise gözleri büyüdü yüzü kızardı.
yaşlı amca kahvaltılıkları alıp dükkana gelmişti. öyküye, sana da simit aldım derken öykü bir anda elindeki fotoğrafı kitabın arasına koyup kapadı. onu böyle görünce ne oldu diye sordu yaşlı amca. öykü ise onu geçiştirdi.
kahvaltıya eşlik edip kitaplar hakkında yine tavsiyeler aldı. aldığı kitapların parasını ödeyip çıkarken, bu kitabı kim getirdi sana diye sordu yaşlı amcaya. tanıdıklardan değildi ilk defa getiren biri diye cevapladı. sen neden sordun sorusuna ise çok sevdiğim bir yazarın kitabı daha önce okumamıştım o yüzden merak ettim şeklinde cevap verdi. gelirse yine haber ederim sana dedi yaşlı amca ve öykü yaşlı amcayla vedalaşıp eve döndü.
bu fotoğrafın ne işi var bu kitabın içinde neden böyle bir fotoğraf çekilinmiş diye söyleniyordu. mantıklı cevaplar arıyordu. ama bir mantık kuramıyordu. kendine de şaşırdı. neden bu kadar merak ediyorum edepsizin biri koymuş işte ne düşünüyorsun üzerine diye kendine kızıp geçiştirmeye çalışıyordu. içten içe ise merak vücuduna yayılıyordu.
fotoğrafı kaldırıp çizimlerinin ve karalamalarının olduğu yere koymuştu. birkaç gün aklından bu konuyu çıkarmış her zamanki yaşamına devam ediyor ve aldığı kitabı okuyordu. bazen merak aklının ucuna inse de hemen uzaklaştırmayı başarıyordu.
fakat kitaba alınmış notlar bu kitabın sahibini iyice merak ettirmişti ona. aklındaki sorular iyice içine yerleşmeye başlamıştı çünkü.
ve kararını vermişti. kitabın sahibini bulacaktı... "
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)